in

Bir ambulans ve altında bir yazı

Dün Instagram hesabımda, hikaye kısmında bir fotoğraf paylaştım. Bir ambulans ve altında bir yazı:

“ Siz de sireni çalarak giden bir ambulansın ardından dua edenlerden misiniz?”

İtiraf edeyim, o ana dek, acı acı siren çalarak giden ambulansın ardından dua eden bir tek ben kaldım sanıyordum. Her seferinde hem de hep aynı cümleyi geçiririm içimden, “Allahım sevdiklerine, sevenlerine bağışla” diye…

Yüzlerce mesaj yağdı… Yüzlerce!!

Nasıl da içten, nasıl da gerçek ifadelerle hem de… “İnşallah doğuma yetişiyordur” diye dua ederim diyenden, sadece hastaya değil, içindeki sağlık personeline de dua ederim diyene kadar… Yüzlerce mesaj… Çoğu da benim gibi tek kendisi kaldı zanneden…

Ben bu yorgun ve hırpalanmış ülkenin özünün güzel olduğuna inancımı bir an bile yitirmedim. Yazılarımda, kitaplarımda da bunu hep işlerim, bilirsiniz.

Ama itiraf edeyim, son yıllarda kimse birbirine empati yapmıyor diye üzülüyordum.

Bu bir tanecik örnek, yine özümüzün o pırıl pırıl aydınlık, sevecen yüzünü çıkarttı ortaya.

Sadece bu da değil, bir çok duamız yeniden gündeme geldi, açığa çıktı. Gelin arabasının ardından mutluluk dileyenlerden, cenaze arabasına denk geldiğinde ve mezarlığın önünden geçerken Fatiha okuyana dek… Bunlar bizim töremiz. Bu sadece bir dua da değil aslında, “birlik” olma bilinci.

Ha diyeceksiniz ki, bırak dua etmeyi, o ambulansın arkasına takılıp daha hızlı gitmeye çalışan arabalar da var. Var elbette. Onlara İngilizcede “ambulance tracer” derler. Bu aslında normal hayatta da , başka birinin içinde bulunduğu zor durumdan kendine çıkar sağlamaya çalışan insanlar için de kullanılır.

Var, evet.

Her toplumda böyleleri de var. Her zaman diliminde vardı, hep olacak.

Ama ben diyorum ki, dualite denen şey dengedir. Kötü varsa iyi de vardır. Açlık varsa tokluk da… Karanlık olmasaydı aydınlığın kıymetini bilemezdik. Zıt kavramlar birbirini yaratır, birbirini anlamlandırır.

Bizim yapmamız gereken şey, terazinin iyi tarafında toplanan insanları “görebilmek”. Onlara yeniden iyi hissettirebilmek, değerli hissettirebilmek. Çünkü hayatı güzelleştiren onlar. Çünkü dünya onların yüzü suyu hürmetine dönüyor. Çünkü hayat iyiliğe, aydınlığa inanınca daha güzel.

Bir daha, acı acı çalan bir ambulans sireni duyduğunuzda, tüm iyilerin o sesin etrafında tek yürek olduğunu hatırlayın lütfen.

Biz aslında buyuz deyin.

Buna inanan sadece ben kaldım diyen kendinize, aynı anda, yüzlerce, binlerce kişinin, “hiç tanımadığı” birine ettiği iyilik duasının etrafında birleştiğinizi fark edin.

Canım Türkiye’m, çok seviyorum seni.

~BEŞ KURUŞ VERMEM~

Birçok kişi farkında değil! Dişler karbonat ile fırçalandığında bakın ne oluyor