in

Uzun araştırmalar sonucunda kanıtlandı! Bitkisel diye kandırıyorlarmış

İstanbul’da yapılan bir çalışma, markette ve açıkta satılan gıda ürünlerinin bir kısmında tehlikeli oranda trans yağ bulunduğunu ortaya koydu. Dünya Sağlık Örgütünün gıdalarda her 100 gram yağda iki gram üzerinde trans yağ bulunmasının sağlığa zararlı olduğuna dikkati çekerek, 2023 yılına kadar gıda tedarik zincirinden trans yağların kaldırılmasını önermişti. Yapılan araştırmada 71 gıda ürünü incelendi ve çıkan sonuç oldukça korkutucu. İşte trans yağ ibaresi kullanılmadığı halde içerisinde trans yağ bulunduran yani hidrojenize bitkisel yağ bulunduran sağlıksız besinler…

Sağlığa Evet Derneği’nden, “Trans yağ tüketiyor olabilirsiniz” başlığı altında yapılan açıklamada, trans yağın paketli gıda etiketlerinde “hidrojenize bitkisel yağ” olarak yer aldığı belirtildi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Türk Kardiyoloji Derneği Lipid Çalışma Grubu Başkanı Doç.Dr. Öner Özdoğan, bu etiketle tüketicide “Bitkisel ise güvenlidir” algısı yaratılmak istendiğini belirtti.




2 GRAM ÜZERİNDEYSE…

Dünya Sağlık Örgütü’nün gıdalarda her 100 gram yağda iki gram üzerinde trans yağ bulunmasının sağlığa zararlı olduğuna dikkati çekerek 2023 yılına kadar gıda tedarik zincirinden trans yağların kaldırılmasını önerdiğini anımsatan Özdoğan, şöyle devam etti:

KALP HASTALIKLARINA YOL AÇIYOR

“Ülkemizde de Tarım ve Orman Bakanlığı trans yağın gıdalarda mevcut toplam yağ miktarının yüzde 2’si ile sınırlı olması için bir düzenleme hazırlığı içindedir. Sivil toplum kurumları bu girişimi desteklemekte ve sınırın yüzde 1’e çekilmesini önermektedir. Türkiye’de dolaşım sistemi hastalıkları ölümlerin yüzde 40’ından sorumludur. Sanayi üretimi trans yağ, kalp krizi ve ölüme neden olan zehirli gıda katkısıdır.

Günde 5 gram trans yağ tüketmek kalp hastalıkları riskini yüzde 25 artırmaktadır. Çalışmada bazı gıda ürünlerinde o denli yüksek trans yağ bulunmuştur ki, her gün bu gıdayı tüketen birinde kalp hastalığı riskinin artacağı öngörülebilir. Kalp ve damar sağlığı için satışa sunulan yiyecek maddelerinin trans yağ içeriklerini mutlaka denetlemeliyiz. Trans yağın tedarik zincirinden kaldırılması yiyeceğin tadını ve maliyetini değiştirmeyecektir.”

71 GIDA ÜRÜNÜ İNCELENDİ

Sağlığa Evet Derneği Üyesi Prof.Dr. Pınar Ay ise araştırmanın Türkiye’de satılan gıda ürünlerinde trans yağ miktarını saptamak üzere yapıldığını belirtti.




Çalışma çerçevesinde İstanbul’da marketlerde ve dükkanlarda satışa sunulan paketli ve açık 71 gıda ürününden örnek alınarak laboratuvarda trans yağ miktarının ölçüldüğünü ifade eden Ay, şu bilgileri verdi:

“Trans yağın bu ürünlerin yüzde 7’sinde toplam yağ miktarında yüzde 3’ünü aştığı, yüzde 13’ünde ise 1 gram üzerinde olduğu saptanmıştır. En yüksek trans yağ değerleri açıkta satılan börek çeşitleri ile paketlenmiş bazı keklerde bulunmuştur. Örnek alınan simit, açma gibi çokça tüketilen hamur ürünlerinde, margarinlerde, süt ürünlerinde, dondurulmuş gıda ve çerezlerde trans yağ oranı yüzde 1’in altında bulunmuştur.

Mutfak Ürünleri ve Margarin Sanayicileri Derneği tarafından 2014-2018 yıllarında yapılan başka çalışmalarda da örnek alınan margarin, sıvı yağ, çikolata, bisküvi, gofret gibi gıda ürünlerinin hepsinde trans yağ oranı yüzde 1 değerinin altında saptanmıştır. Bazı gıda üreticilerinin kullandıkları yağlar toplum sağlığını tehdit etmektedir.

OKUL ÇOCUKLARI TEHLİKE ALTINDA!

Açıkta satılan yağlı börekler ve paketli kekler özellikle okullar civarında kısıtlı bütçe ile karın doyurmaya çalışan öğrenciler tarafından tüketilmektedir. Çalışmayı genişleterek başka ürünlerin trans yağ oranlarını ölçmeyi hedefliyoruz. Halk sağlığı açısından sağlıklı yeni bir nesil yetiştirmeyi önemsiyoruz.”

UZAK DURMAMIZ GEREKEN VE SAĞLIĞIMIZI TEHDİT EDEN BESİNLER NELERDİR?

KİRPİ BALIĞI

Oldukça “tatlı” gözüken bu balık aslında derisinde, yumurtalıklarında ve karaciğerinde ölümcül bir zehir içeriyor.Şefler bu yemeği hazırlarken oldukça dikkatli davranmalı ve balığın kötü organlarından kurtulmalıdır. Japon restoranlarında bu balığın hazırlanış aşaması için belirli eğitimler verilip denetleniyor.

KAJU

Yaygın olarak bilinmese de süpermarketlerde gördüğünüz çiğ kajular içerisinde zehir bulunan maddeler içerir. Yüksek dozda alımı zehir üretebilir.

HÁKARL

İzlanda’ya özgü olan bu yiyecek, ne böbrek ne de idrar yolu olan bir köpek balığından yapılan bir yemektir. Böylece tüm vücudun toksinleri doğrudan cilde geçmiş olur. Normalde Hákarl özel bir fermantasyon işlemi ile tedavi edilir ve 5-6 ay kurumaya bırakılır. Bu yemek, çavdar ekmeği ile servis edilir. Genelde insanlar tadının güzel olmadığı hakkında yakınır.

SANNAKJİ (Canlı ahtapot)

Bu yemek Güney Kore ve Japonya’da popülerdir. Tehlikeli kısmı, ahtapotun canlı olmasından kaynaklı emilim yapabilmesidir. Ahtapot kavrama gücüne sahipken yemeniz boğulma anlamında riskli olacaktır. Bu boğulma nedeniyle yılda yaklaşık 6 ölüm yaşanıyor.

PANGİUM EDULE (Futbol meyvesi)

Doğu Asya’ya özgü bu aromalı meyve, karmaşık ve uzun bir hazırlığa sahip. Ağacın yaprakları, tohumları ve diğer birçok kısmı, toksin prusik asitini kolayca veren yüksek oranda bir glukozid içerir.Tüketimden önce yıkama, kavurma, ıslatma gibi çeşitli yöntemler kullanılarak tohumlar çıkarılmalıdır.




Tohum kaynatıldıktan veya kavrulduktan sonra yemek için güvenli hale gelecektir. Yapım aşaması kısaca; tohumları kabukları olmadan kaynattıktan sonra muz yaprakları, kül ve toprak ile birlikte kırk gün boyunca gömülü bırakılıyor. Bu futbol meyvesi, aslında mükemmel bir C vitamini ve demir kaynağı.

CASSAVA (manyok)

Bu kök sebze, yararlı besin maddeleri ve dirençli nişasta sağladığı için gelişmekte olan ülkelerde popüler bir yemektir.

Güney Amerika’ya özgü olan bu sebze, şimdi birçok tropikal bölgede yetiştirilmektedir. Fakat çiğ yenildiğinde, siyanür üretebilir (insan vücudu için ölümcül bir madde).

MÜRVER

Bu meyveler oldukça lezzetli görünüyor. Ama kesinlikle kasvetli bir tarafları var. Yaprakları, tohumları ve dalları siyanür içeriyor. Bu nedenle bunları çıkarmanız ve sadece tamamen olgunlaşmış ve düzgün pişirilmiş mürverleri yemeniz gerekir.
Aksi takdirde şiddetli ishal ve nöbetler gibi eğlenceli olmayan semptomlar ortaya çıkabilir. Bununla birlikte, müverlerin grip de dahil olmak üzere virüslerle savaşmaya ve iltihaplanmayı azaltmaya yardımcı olduğu da söyleniyor.

ACKEE

Bu gizemli (ve garip görünümlü) meyve Jamaika kusma hastalığına neden olabilir, ki bu hiç eğlenceli değildir ve ölümcül olabilir. Bu egzotik yemeğin tadını çıkartabilmek için, Batı Afrika’ya özgü olan siyah tohumları çıkartıp olgunlaşmış olan bir Ake yemeniz gerekir. Bu şekilde, hastalığa neden olan toksinlerden kaçınmış olursunuz…

Gün içerisinde yediğimiz besinler beyin sağlığımızı da ciddi anlamda etkiliyor. Peki hangi yiyecekler beyne zarar veriyor? İşte beyin sağlığını olumsuz etkileyen yiyecekler…

1. Şeker ve şeker ürünleri

Uzun süreli şeker kullanımı nörolojik problemlere sebep olur. Ayrıca hafızayı da zayıflattığı tespit edilmiştir. Öğrenme kabiliyetini zaafiyete uğrattığı da ifade edilmektedir. Bu sebeple şekerden uzak durmak gerekir.

2. Alkol

Alkolün karaciğeri iflas ettirdiği bilinmektedir. Ancak az bilinen diğer etkisi de beyni bitirip tükettiğidir. Sağlıklı düşünme yeteneğini zayıflatır, hafızayı da tüketir. Kısa vadede alkol bırakıldığı takdirde etkileri belli bir düzeyde onarılabilmektedir. Ancak uzun süreli kullanımlarda kalıcı hasarlara da yol açabilir.

3. Fast Food

Yakın zamanda Montreal Üniversitesi´nde yapılan bir araştırma fast food ürünlerinin beynin kimyasını değiştirdiğini ortaya koymuştur. Bu da depresyon ve anksiyete sorunlarına yol açmaktadır.

Fast food ürünlerinin içindeki katkı maddelerinin öğrenme bozukluğu, motivasyon eksikliği ve hafıza zayıflığına da yol açtığı kanıtlanmıştır.

4. KIZARMIŞ YİYECEKLER

Bütün işlenmiş yiyecekler kimyasallar, katkı maddeleri, yapay tatlandırıcılar ve koruyucular içerir. Bunlar hem çocuklarda hem yetişkinlerde ciddi beyin hasarlarına yol açar.

Kızarmış veya işlenmiş gıdalar beyin sinirlerini zedeler. Bazı yağlar ise diğerlerine göre daha zararlıdır. Doğadaki en toksik ve tehlikeli kızartma yağının ise ayçiçek yağı olduğu tespit edilmiştir.

5. İŞLENMİŞ VEYA ÖNCEDEN PİŞİRİLMİŞ GIDALAR

Tıpkı kızarmış gıdalar gibi işlenmiş gıdalar da merkezi sinir sistemine zarar verir. Bu da dejeneratif beyin bozukluğuna yol açar. İleriki yaşlarda Alzheimer´a neden olur.

6. ÇOK TUZLU GIDALAR

Tuzun kalbe zarar verdiğini herkes bilir. Bilinmeyen şey ise tuzun içindeki yoğun sodyum beyne de zararlıdır ve düşünme yeteneğini zayıflatır. Zekayı da gerilettiği ispat edilmiştir.

7. İŞLENMİŞ PROTEİNLER

Proteinler kas yapıcıdır. Et ise en yüksek kalitede ve en zengin protein kaynağıdır. Ancak sosis, salam, sucuk ve benzeri gıdalar gibi işlenmiş proteinlerden uzak durulmalıdır.

Doğal proteinler sinir sistemini yapılandırırken, işlenmiş proteinler tam tersini yapar. Yani sinir sistemini tahrip eder.

8. TRANS YAĞLAR

Kesinlikle her türlü trans yağdan uzak durulmalıdır. Trans yağlar bir çok ciddi soruna yol açar. Kalp sorunları, kolesterol ve obezite bunların en çok bilinenidir.

Az bilinen ise beyne de oldukça zarar verdiğidir. Refleksleri öldürür, beyin işlevinin kalitesini düşürür. Ayrıca felç riskini de maksimum düzeye çıkarır. Alzheimer benzeri etkileri de uzun vadede ortaya çıkar.

9. YAPAY TATLANDIRICILAR

İnsanlar zayıflamak için şeker yerine yapay tatlandırıcı kullanırlar. Bunların daha az kalori içerdiği doğru olsa da faydasından çok zararı vardır. Uzun kullanımlarda beyin hasarına ve zihinsel bozukluklara yol açar.




10. NİKOTİN

Nikotinin zararları saymakla bitmez. Beyinle ilgili olanına gelince… Vücudunuzun en önemli organı olan beyninize kan gitmesini engeller. Kan gitmezse oksijen de gitmez. Bu da beyninizin yavaş yavaş ölmesine yol açar.

BU BESİNLERİN FAZLASI BEYNİ HASTA EDİYOR!

Hangi metaller beynimizi olumsuz etkiliyor ve hastalıklara davetiye çıkarıyor? Kimler risk altında? Metalleri fark etmeden vücudumuza nasıl alıyoruz? Bu metaller beynimizde nasıl birikiyor? Hangi besinlerden demir, bakır ve çinko alıyoruz? Bu metaller nasıl “ölümcül” hale geliyor? Metallerden korunmanın bir yolu var mı?

Son yılların en önemli tartışma konularından biri olan metallerin vücudumuz ve özellikle beynimiz üzerindeki olumsuz etkilerini Diyetisyen Emre Uzun ayrıntılı bir şekilde anlattı. Diyetisyen Emre Uzun’un metal tahribatına karşı iki tarif verdi…

Vücut sağlığımız için demir, bakır ve çinkoya ihtiyaç duyarız. Kalbimiz bu metaller sayesinde düzenli çalışır, diş ve kemik yapımız, kas fonksiyonlarımız, üreme ve dolaşım sistemimiz, hücre gelişimimiz de demir, bakır, çinko gibi mikro besin ögeleriyle sağlıklı çalışır.

Bu metalleri fazla almak ise vücutta toksik etki yaratır ve beynimizi olumsuz etkiler. Önemli olan, doğru metali doğru şekilde ve yeterli miktarda alabilmektir…

DEMİR

Yetişkinlerin günlük demir ihtiyacı 9 mg’dır. Vücutta kırmızı kan hücrelerine rengini veren, oksijen taşınmasını sağlayan ve gerçekte bir protein türü olan hemoglobin içinde yer alır. Hemoglobin düzeyi ile bilişsel işlev arasındaki ilişki ise önemli. Buna göre hemoglobin seviyesi yeterliyse kişi bilişsel testlerde iyi performans gösteriyor.

İşte yüksek miktarda demir bulunduran besinler…

Sakatatlar

Etler

Pekmez

Kuru meyveler

Susam

Kuru baklagiller

Kuru domates

Patlıcan

Düşükse testlerde iyi performans gösteremiyor. Hemoglobin seviyeleri yüksek olanlar ise kötü performans sergiliyor! Farklı bir ifadeyle kanınızda hemoglobin seviyesi yüksek olacağına düşük olsun, daha iyi!

Ayrıca vücut, alınan fazla demiri atamadığı için dokularda ve organlarda birikmeye başlıyor. Ortaya çıkan da yorgunluk, güçsüzlük, ağrı ile kendini gösteren kalp hastalığı, diyabet, karaciğer hasarı hatta arterit olabiliyor.

BAKIR

Yetişkinler günde 900 mcg (mikrogram) bakıra ihtiyaç duyar. Tahıllar ve diğer sebzelerde orta miktarda; süt ve taze meyvelerde ise çok az miktarda bulunan bakır sakatatlar, etler, susam, kuru baklagillerle birlikte aşağıdaki besinlerde de yüksek miktarda bulunur.

Balık

Fıstık

Kakao

Yumurta

Yeşil sebzeler

Bakır, vücudumuzdaki bazı enzimler için gereklidir. Ancak bakır oksitlenebildiği yani paslanabildiği için tehlikeli…

Fazla alınan bakır da vücut içinde oksitlenerek serbest radikallerin, yani yıkıcı oksijen moleküllerinin üretimini başlatabiliyor. Bu da beyin hücrelerine zarar verip yaşlanmayı hızlandırıyor.

Sinir sistemi, öğrenme süreci, beyin ve hafıza üzerine toksik etkilere yol açabiliyor, kişiyi Alzheimer’a açık hale getiriyor. Tıpkı demirdeki gibi: Normalden azsa sorun var ama normalden yüksekse çok daha büyük bir sorun var!

ÇİNKO

Yetişkinlerin günlük çinko ihtiyacı 3 mg… Sakatatlar, etler, balık, gibi besinlerin yanı sıra fazlaca bulunduğu besinler..

Badem içi

Kabak çekirdeği

Buğday ruşeym

Ceviz içi

Peynir

Beyin hücreleri birbiriyle iletişim kurmak için çinkoyu kullanıyorlar ancak fazla alınan çinko hem toksik hale geliyor hem de beyinde plak oluşumuna zemin hazırlıyor.

Metalleri nereden alıyoruz? Nasıl korunuruz?

Su tesisatları: Evimize suyu taşıyan boruların bakır ve pirinç ile döşenmesi, bunların paslanıp içme sularına bakır ve çok daha farklı metaller geçirmesine neden olabiliyor. Biz musluktan akan suyun hijyenik olup olmadığına dikkat ederken bu detayı atlıyoruz. En iyisi emin değilseniz damacana suyu kullanmak!

Demir ve bakır mutfak eşyaları: Bu tür tencere tava vb. içinde yapılan yemeklere bir miktar metal geçerek vücuda alınabiliyor. Bakır tavalar, cezveler; demir biftek tavaları vb. bunlara örnek… En iyisi çelik, borcam, seramik pişirme kapları kullanmak.

Multivitaminler: Pek çok multivitaminde demir, bakır ve çinko yer alıyor ve çoğu da günlük demir, bakır ve çinko ihtiyacımızın tamamını hatta daha fazlasını karşılayabilecek seviyede… Multivitamin alacağınız zaman en doğrusu hangi metalleri içerdiğini kontrol etmek, mümkünse içerisinde metal bulunmayanlarını almak…

İşlenmiş gıdalar: Öyle ya da böyle işlemden geçmiş tüm gıda maddelerinde metaller bulunabilir. Örneğin kahvaltılık gevreklerde. meyve sularında, fermente gıdalarda… Bu gıdalar, günlük gereksinimden çok daha fazla metalin vücudumuza girme sebebidir. Yapmanız gereken, işlenmiş ürünler alacağınız zaman etiketlerinde yazan bileşenleri incelemek…

Sakatatlar: Dalak, ciğer gibi organ etleri ve kabuklu deniz ürünleri (ıstakoz, yengeç vb.) çok fazla miktarda metal içerir. Bu da vücudun ihtiyacı olandan çok daha fazla demir gibi metallerin vücuda alınmasına, sonrasında da toksik etkilere sebep olur. En doğrusu sebze tüketimini artırmak ve yeşil yapraklı sebzelerle kuru baklagillere yönelmek…

BEYİN FONKSİYONLARINIZI BU İKİ BASİT TARİFLE DESTEKLEYİN

Bilişsel Fonksiyonu Artıran Salata

Malzemeler: Ispanak, roka, domates, biber, chia çekirdeği, avokado, 1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı, tuz, karabiber, kıyılmış çiğ sarımsak, limon.

Yapılışı: Bütün sebzeleri iyice yıkayın. Hepsini küçük küçük bir kâseye doğrayın. Üzerine de 1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı ilâve edin. Salatanız hazır!

Bilişsel Fonksiyonu Artıran Çorba

Malzemeler: 1 adet orta boy soğan, 2 diş sarımsak, 1 adet havuç, 2 orta boy patates, 2 adet kırmızı biber, 1 tatlı kaşığı zeytinyağı, 1 tutam nane-maydanoz.

Yapılışı: Tüm malzemeleri tencereye koyduktan sonra sebzelerin üstünü kapatacak kadar su ilave edin. Pişinceye kadar bekleyin. Piştikten sonra blender’dan geçirip servis yapın.

 

KAYNAK:https://www.sabah.com.tr/galeri/saglik/uzun-arastirmalar-sonucunda-kanitlandi-bitkisel-diye-kandiriyorlarmis

What do you think?

Written by readingclock

Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0
BOĞAZ AĞRISINA KESİN ÇÖZÜM!

BOĞAZ AĞRISINA KESİN ÇÖZÜM!

Ağız çalkalama suyunu koltuk altınıza sürerseniz etkisine inanılmaz!